izmir escort bayan

e
sv

Ekoloji Kavramları ve Ekolojinin Uygulama Alanları

avatar

Zehra Nur BAHAR

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Canlıların ve diğer doğal etmenlerin ortaklaşa kurmuş oldukları yaşam düzenini tam olarak anlayabilmek için sadece isimlerini öğrenmek ve kendi aralarında sınıflandırmak yeterli değildir. İster insan, ister hayvan ve bitki olsun canlılar dünyası, diğer bir deyişle Biyosfer’i oluşturan varlıkların aralarındaki ilişkileri etkileyen çevre etmenlerini de çok iyi tanımak gerekir.

Yaşamın, canlılar ile yaşama ortamları arasında madde ve enerji alışverişi durumunda sürekli olabileceği kabul edilecek olursa, herhangi bir canlının varlığını sürdürebilmesi için kesinlikle uygun bir ortama gereksinimi olduğu anlaşılabilir. Canlı varlıklar, bu ortamlarda birbirleri ve ortam etmenleri ile karşılıklı ilişki ve işbirliği içinde bulunur. Organizma ile yaşama ortamları arasındaki bu karşılıklı ilişkiler, biyolojinin önemli kollarından birisi olan Ekoloji biliminin esasını oluşturmaktadır. Canlı yaşamının sürekliliği açısından canlı varlıkların çevre etmenleri ve birbirleri ile olan ilişkilerinin büyük önemi bulunmaktadır. Uygun bir ortam olmadan ve canlılar arasında zorunlu ilişkiler kurulmadan bir yaşam olayından söz edilemez. Bu açıdan gerek doğal ortamlarda ve gerekse antropojen etki altındaki kültürel ortamlarda bir değişiklik yoktur. Ancak, yaşama ortamları doğal özelliklerini yitirdikçe ve doğal dengede kopukluklar ile bozukluklar ortaya çıktıkça yaşam sorunları giderek artmakta, bu sorunların en yüksek düzeye ulaştığı ortamlarda canlı yaşamı sona ermektedir (çöller, aşırı kirlenmiş sular vb.). Bu bağlamda dünyamızda canlı yaşamının sürekliliği yönünden ekolojik konulara gereken önemin verilmesi zorunludur.

Çağımızda, dünya üzerindeki kara parçalarının büyük bir bölümünün yaşanılamaz çöller haline gelmesine ve pek çok bitki ile hayvan türünün giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmasına doğal dengeyi bozan ve ekoloji kurallarını göz ardı eden çeşitli kültürel etmenlerin neden olduğu kuşkusuzdur.

Bundan 2,5 milyar yıl öncesinden diğer bir deyişle Precambrien’den Kuvarterner’ e kadar geçen dört uzun jeolojik zaman periyodu (Şekil 1.1) boyunca deniz yosunları (algler), eğreltiler, at kuyrukları, kibrit otları ve protozoidler’den (tek hücreli hayvanlar) günümüzdeki bitki ve hayvanlar ile insanın aşama aşama meydana gelişi, fiziksel ve kimyasal olaylar ile evrim kadar, bunlarla bağlantılı olarak ekolojik koşullardaki olumlu değişim ve gelişimlerle de büyük ölçüde ilişkilidir. Bu gelişim ve değişimler, içinde bulunduğumuz Kuvarterner diğer bir deyişle 4. Zaman’da da sürmüş, iklimsel soğuma ve ılımaların birbirini izlemesi sonucu geniş ölçüde bitkisel göçler görülmüştür. Örneğin, buzul devrelerinde geniş yapraklı ağaçların yayılma alanları daralmış ve bunların yerini ibreli ağaçlar almışken, interglasyer diğer bir deyişle buzul erime devrelerinde bunun tamamen tersi olmuştur. Bu göçler ve saha daralmaları sonucu bazı bitki türleri belirli bölgelerde kalarak “Endemik” özellik kazanmışlardır. Liquidamber orientalis (sığla), Ginkgo biloba (mağbet ağacı), Cycas spp., Zamia spp. örnek olarak verilebilir. Bunlardan Ginkgo biloba (mağbet ağacı), Cycas spp., Zamia spp. “Relikt” diğer bir deyişle canlı fosil kabul edilmektedir.

Ekoloji kavramı ilk kez Alman biyoloğu Ernest HAECKEL (1869) tarafından kullanılmıştır. Eski Yunanca “Oikos” (ev, yaşam, yer) ve “Logio” (bilim) sözcüklerinden oluşturulmuştur. Ancak bu bilim dalının profesyonel statü kazanması 1930’larda gerçekleşmiştir. Profesyonel ekolojistler farklı yaşam biçimleri arasındaki karşılıklı ilişkiler ve bunların birbirine bağımlılığı üzerine önemle durarak, çevreleri ile ilişkileri içinde bitki ve hayvanları incemektedirler (Porritt 1988). Özellikle 1970’li yıllardan sonra insan da ekolojinin inceleme konularına dâhil edilmiştir.

Ekoloji organizmaların kendi aralarında olduğu kadar, ortamları ya da çevre etmenleri ile karşılıklı ilişkilerini araştıran bir bilim dalı olarak tanımlanmaktadır. Biyoloji biliminin ana dallarından biridir ve fizyoloji, morfoloji, genetik gibi diğer biyolojik bilim dalları ile de yakın ilişkilidir. Ekoloji, doğanın yapısını ve işlevini araştıran bir bilim dalı olarak da tanımlanabilir.

Çevre bileşenleri ve bunların birbiriyle karşılıklı ilişkileri çok karmaşık ve kolay anlaşılamayacak kadar ayrıntılıdır. Her biri ayrı birer bilim dalının çalışma konusunu oluşturan bu bileşenler, toprak ve su gibi elemanlardan, rüzgâr ve yer çekimi gibi güçlerden, sıcaklık ve ışık gibi iklimsel koşullardan oluşmaktadır.

Ekoloji biliminin amacı, canlılar ve çevre için gerekli tüm bilgileri diğer bilim dallarından derleyip, canlılar ile çevre koşulları arasındaki ilişkiyi ve canlıların çevre etmenlerine karşı gösterdikleri tepkiyi incelemek bu konuları en iyi anlaşılabilecek bir biçimde ortaya koymaktadır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli